8 AĞUSTOS 2010 TARİHLİ BİRGÜN PAZAR’DA YAYINLANAN YAZIM:
Baştan uyarayım, bu bir Nihat Doğan yazısı değil. Bir medya yazısı yazacağım ama önce biraz Nihat Doğan’dan bahsetmem gerek. Fantazi müziğin fantastik prensi Nihat Doğan, birkaç yıl önce bir programda kimbilir yine kime sinirlenerek; “Nihat Doğan’ın sineması daha yeni başlıyor” deyivermişti. Hayır, Mahsun Kırmızıgül filan gibi yönetmenliğe başlamıyordu. Bu, Nihat Doğan’ın kim olduğunu tüm Türkiye’ye ispat etme restiydi. Bu lafı ettiği günlerde siyasi kimliğiyle gündeme gelen biri değildi. Ancak ülkedeki kutuplaşma onu da bir tarafa savurdu; tavrını iktidardan yana koydu.
ÖZAL’IMIN HATRI İÇİN: EVET
Sonraki günlerde, tıpkı söylediği gibi Nihat Doğan sineması başladı. Bu sinemanın soundtrack müzikleri art arda geldi. Önce açılıma destek için “Ak Günler” şarkısı piyasaya çıktı. Türk-Kürt kardeşliğini sadece Allah’ın davası için bir araya gelmelerine bağlayan 1071 şarkısı onu izledi. Şarkı “ırkçılık en büyük günahtır” diyerek ümmetçiliği öneriyordu. Dışarıdan bir karikatür gibi dursa da, söyledikleri pek çok şeyi özetliyor, mesajı bizim Beyoğlu’ndan görülmeyen bazı yerlere ulaşıyordu. Referandum sürecinde de boş durmadı Nihat Doğan. “Evet” kampanyasına bir şarkıyla katkıda bulundu. “Menderes’in ruhu için, Özal’ımın hatrı için, Türkiye’min aşkı için, demokrasiye evet evet evet evet özgürlüklere evet, demokrasiye evet” sözlerini içeren Evet şarkısını saçıverdi ortaya. Yanlış okumadınız; 12 Eylül’den hesap sormak için evet dememizi öneren şarkı, bunu Özal’ın hatrı için yapmamızı istiyor. 12 Eylül’ün doğurduğu bir Başbakan’ın hatrı için, 12 Eylül’den hesap sormak da ne? derseniz; “işte Nihat Doğan sineması tam da bu” derim.
Merak etmeyin “Evet” diyen köşe yazarlarıyla hepiniz Nihat Doğan’sınız işte diye mavra yapacak değilim. Evet diyenlerin de, hayır diyenlerin de yekpâre olmadığını düşünüyorum. Ancak Nihat Doğan’ın bazı şarkıları ve aforizmalarıyla medyamızın iki kutbunan da halleri arasında bir paralellik gördüm, yazmadan edemedim:
[Devamını Oku...]